Kayıtlar

DR. Durmuş Hocaoğlu | rahmânî mi, şeytânî mi,

Resim
ne zaman elim yazmağa gitse, içimden bir ses –  rahmânî  mi,  şeytânî  mi, tam kestiremiyorum -  "yazdın da ne oldu"  diyor ve devam ediyor: Uğraşma bunlarla, vaktini zâyi' etmeğe değmez; sen çözülme sürecine, 'hâleti nez'e girmiş' bir kitleye hitap ediyorsun, ama bu, ölümün gölgesi yüzüne düşmüş, yüzünü bu dünyadan öteye çevirmiş can cekişen bir insana hitap etmek, veya bir duvarla konuşmak yâhut bir kör kuyuya seslenmek gibi bir şey; feryâd ü fîgan içinde  "Ey Türkler! Bu topraklarda boğuluyorsunuz" kabîlinden şeyler yazıp durma; seni dinleyen de yok, anlayan da. Gazete yazılarını akademik makale gibi yazdın da ne oldu? Yazı yazdığın gazete bile artık sana tahammül edemedi. "Kozmopolitanizm"  üzerine ardı ardına yazılar yazdın, PKK'nın yirmibeş yıldır bastırılamayan isyanına ve diz çöküp masaya oturma hazırlıkları yapılıyor olmasına rağmen, hâlâ "irticâ"yı bir numaralı tehdit konsepti kabûl eden, kız talebelerin başör

Fikret ALGAN | NEREDE O ESKİ 21 ŞUBATLAR..

Resim
Bu yazıyı yazarken tarih 12 ocak. Bayburt’ta kutlamalar için hazırlıkların başladığını tahmin ediyorum. Tabi bu hazırlıklar eskisi gibi zor olmayacaktır. Çünkü gelişen teknolojinin her türlü imkanından faydalanabiliyorlar. Televizyon yayınları başlamadan evvel radyo yayınları zamanlarında bu hazırlıklar altı ay öncesinden başlatılırdı. Bu hazırlıklar üç başlı k altında planlanırdı; -TRT ye gönderilecek ekip’in oluşturulması, -  Merasim ve resmi geçit için yapılacak gösterilerin tespiti,           - Gece için yapılacak eğlence etkinliklerinin tespiti.     Bu tespitlerin yapımları ilk zamanlar rahmetli  Osman Okutmuş başkanlığında Halkevi düzenlerdi. Daha sonra kurulan Bayburt Folklor Derneği bu görevi üstlenerek çok değerli hemşerilerimizin ve ağabeylerimizin gece-gündüz demeden çalışmaları ile 22 Şubat sabahı sonuçlanarak, yorgunluklar son bulurdu. Bu çalışmaların her bölümünde başından sonuna kadar yoğun çabalar içinde olan  Şinasi Çakır  dinlenmek için altı aylığına eve kapanırdı.

Adnan Bayram | Bayburtun Hayat Yolunda !

Resim
 Ankara Bayburt Kültür ve Yardımlaşma Derneğinin 30.06.2010 tarihli genel kurulunda oluşturulan yeni yönetim kurulu başkanlığı görevine getirildikten itibaren;Ankara’daki Bayburtlu STK’lar başta olmak  üzere, yardımlaşma, dayanışma, birlik ve tek ses olma hususlarında yeterli güce sahip olunmadığı yönetim kurulumuz tarafından görülmüş ve bu eksikliğin giderilmesi görev felsefemiz olarak benimsenmiş olup, Ankara’daki tüm STK’lar ile ve derneğimizin bu konularındaki hassasiyetini benimseyen Ankara dışındaki bazı STK’lar ile diyaloglarımız başlatılmış tek yürek ve büyük güç olabilme yeteneğine kavuşabilme çalışmalarımız 2010 tarihinde başlatılmış, 2011 yılında hızla geliştirilmiştir.  Görevimize devam ettiğimiz süre içerisinde de çalışmalarımız devam edecektir. Derneğimiz bu amaçla, Ankara’daki STK’lar ile güç birliği platformu çalışmalarına yönelik 2012 yılının ilk toplantısını 08.01.2012 günü, derneğimiz merkezinde yoğun bir gündemle gerçekleştirdi. Gündeme damgasını vuran konu, tesa

Hafıza-i Beşer (Özel-2) İsmail Hakkı Çalışkan, Selahattin Aydoğdu, Dr. Şahbender Çoraklı,Mahmut Kırtan, Yüksel Aktaş

Resim
İSMAİL HAKKI ÇALIŞKAN İsmail Hakkı Çalışkan hocamız tanınan ve bilinen köklü bir aileye mensuptur.. Erikdibi (paynık) köyünden.  Hanedan ve oldukça nüktedan, esprilerine ve yarenliğine doyum olmayan, güldüren ve fakat güldürürken de derinliğine düşündüren bir üslup ve kültürel zenginliğe sahip;   ‘eski zemanlara’  çağrışım yaptıran özel bir kişilik… Öğretmenimiz olmasından kaynaklanan duruşu ve saygın kişiliğine hayrandık hocamızın  ve hayatımızın ileri yıllarında daha derinliğine tanıdıkça daha da sevdik diyebilirim. Sevgili okurlar, İsmail Hakkı Çalışkan,   04.11.1971 - 31.03.1977 tarihleri arasında Bayburt Lisesi Müdürlüğü ve edebiyat öğretmenliğini deruhte  ile ülkeye hizmet sunacak  belki  yüzlerce avukat, kaymakam, vali, doktor, eczacı, mühendis,  öğretmen,  memur, ordu  ve emniyet mensubu gencin yetiştirilmesine ve daha eğitimli, daha donanımlı olarak ülke hizmetine hazırlanmasına vesile olan eğitimcinin adıdır…  Emekleri yadsınamaz.

Hafıza-İ Beşer (6) Mehmet Memiş, Yaşar Aker, Lütfi Aydınlı, Avni Sağdıç,Hükmü Pekmezci,Mehmet Kahveci,Kadir Arpalı

Resim
  HÜKMÜ PEKMEZCİ Milliyetçi Hareket Partisinin Bayburt’ta Belediye Başkanlığını kazandığı  kişidir. Saygın bir aileye mensup olup, dürüst, ciddi, vakur, arkadaşları veya yarenleri arasında iken oldukça şakacı ve espritüel,  giyim ve kuşamına özenli, temsil kabiliyeti en üst seviyede, İstanbul Türkçe’sini iyi konuşan, davudi sesi ile hamasi ve duygusal şiirleri güzel terennüm eden; sevilen ve saygı duyulan bir ağabeyimizdir.  Buradan kendisine aidiyeti cihetiyle, “siyasette ayak ve şark kurnazlığının” geçerli olduğu (maalesef öyle) bir atmosferde politik argümanları zamanında tespit ve ona göre bir strateji tespit etmemesinden dolayı,  siyasetin doğası gereği ve karakteristik yapısı  içinde maalesef oyunu kuralına göre oynamamasının  hem kendisine hem de Bayburt’umuza telafisi zor yıllarını kaybettirdi diye bühtan etsek bilmiyorum bize kırılır mı? Deniliyor ki, Hükmü başkandan sonra Bayburt bir beş yılını kaybetti.

Hafızai Beşer (11) Naci Memiş, Bünyamin Kutluer, Metin Sezer, Erdoğan Kadakal, Cahit Altay

Resim
NACİ MEMİŞ  Naci Memiş bey,   ‘necip milletine’ hizmet ve telaşesi içinde geçen yıllarıyla onun daha kıvamında, kemalatının zirvesinde  bir insan olmasına vesile olmuştur.       Kültürlü, okuyan ve araştıran, kendini yenileyen, şık ve temiz giyinmeyi kendine şiar edinen, özellikle tadına doyum olmayan hitabet ve hamaset erbabı... nüktedandır, içsel ve deruni bir edası vardır.    Özellikle feraseti ve bilgeliği ön planda olan bir kişilik olduğunu burada belirtmeliyim.  Bizim 12 Eylül evveli Ülkü Ocağı Başkanımız ve asker arkadaşımız, yani tasada ve neşede birliktelik yaşadığımız iftihar vesilesi bir kadim dost.  Gerçek bir vatansever olduğunu söylemeye gerek yok. Şuurlu, nezaketi ve zarafetiyle göz dolduran; harikulade hitabeti ve temsil olgusunun harmanlandığı özel bir insan olan Naci başkanın çoğu kez konuşmalarında; bir çok kişinin adeta iki gözü iki çeşme ağladığını görebilir, buna ilaveten bu müthiş duygusal iklimin sahasında bulunanların, kurşun sessizliğind

Hafızai Beşer (10) Zahide Çoraklı, Şaban Çavdar, H. Haluk Akkoyunlu, Gürsel Karapınar, Ahmet Oruç

Resim
ZAHİDE ÇORAKLI  Bütün hayatı çile, sıkıntı, elem ve kederle geçen, Anadolu nun bağrından; Bayburtlu bir ana' dan bahsediyoruz sevgili dostlar. Dünyaya geldiğinde ikinci meşrutiyet döneminin sancılı ve en çalkantılı günleri.. annesini hiç tanımamış, babası (Çerçi'li) Molla Hayrullah' ı n en küçük kız çocuğu... Genç kızlığa adım atar atmaz dayısı oğluna nikâhlanmış, bu evliliği eşinin Karaköse'ye (Ağrı) gurbete gidip dönmemesiyle 17 yaşında dul kalmıştır. Kayın biraderiyle yeni bir evllilik zarureti hasıl olmuş hayatın çileli, zor ve engebeli , her türlü meşakkatine karşı abidevi bir duruş ve 80 küsur yıllık bir ömür…  Çocuklarını ve torunlarını her Türk kadını gibi koynunda büyüttü, esirgedi, sıcaklığını onlara nakşetti... 5 kız evlat sahibi, oğul yok.. Zaafiyeti mi? O'nun, zaafiyeti ne gariptir ki, hayattaki en büyük dostu idi.. Genç bir kız iken babasının tütün odasından aşırıp sarmayı öğrendiği tütün tiryakiliği. 80 küsur yıl tütün onun y